5 Mart 2012 Pazartesi

Ardından gelen (meraklısına)


Aslında hakikatten ertesi günü önceki yazımın devamını burda bulabilecektiniz fakat aramıza hafta sonu girdi dostlar...
Nitekim benim hafta sonlarım çok daha hareketli, yorucu ve dolu geçiyor..
Bir de misafirlerimiz vardı...
O nedenle buralara uğramak nasip olmadı..Hoş yokluğumuz kimsenin derdinde değil muhakkak..Lakin biz yok olmayı hala beceremediğimizden yine buradayız..
Neyse...

****************************************************************************************

Ben, gönlüm mavi, başım önümde, düşüne düşüne zevk içinde yürürken pazarın çıkışına doğru rengarenk bir tezgah dikkatimi çekti..
Tezgahı da adamı da ilk defa görüyordum...Bir kaç sepete doldurduğu çeşitli renklerde yünleri üstelik tanesi bir liradan satıyor...Hem de kaliteli...
Alsam mı diye durdum..Ama  elimde daha bitmemiş bir örgü ve sırada bekleyen iplerim,işlerim vardı...
Dahası şimdi bir-iki diye başlayan bir miktar daha para harcamanın sırası değil diye düşündüm, hızlı hızlı eve döndüm..

Ertesi günü maaile gittiğimiz yerde sevgili oğlum ve eşim telaşımızdan ve kalabalığımızın verdiği şaşkalozluğumuzdan sebep berelerini kaybettiler..
Aradık taradık olması gereken yerde yoktu..La havle deyip döndük tabi...
E ama bizimkiler nasıl gidecek beresiz bu karda kışta işine ,okuluna...
İş başa düştü deyip hemen iki sokak ötedeki  yüncüme gittim...
İki senedir tanışırız..
Kendi işlettiği iplikçi dükkanında iplerin,düğmelerin çeşit çeşit gereçlerin içinde tam bir hanımefendi olarak çalışmayı hayatına katıyor.
Bunalım zamanlarımdan birinde gidip ondan türlü doz ve renkte ipler almış koskoca çift kişilik tığ işi battaniyeyi kısa sürede tamamlamıştım..Tedavi başarılı olmuştu tabi :)
Velhasıl sonrasında muhabbetimizde gelişti hanımefendi ile..


Dükkandan içeri girince dışardaki soğuk havaya inat bir sıcaklık sarıp sarmaladı tabi bünyeyi..
Benden evvel gelmiş bir hanım ile konuştuklarından lafı kesmeyip duvardaki bölmelere yerleştirilmiş çeşit çeşit iplere bakınmaya koyuldum..
Lafın sonuna doğru duyduğum cümle şu;
- Ya demek kalmadı o yünlerden.
- Evet maalesef, eşim geçen gün pazara çıkardı hepsini ve bitti o gün...
- 1 liraya canım kapışılmıştır tabi..Güzeldi de tüh..

Demek benim önünde oyalanıp kısa bir muhasebe sonrasında evime yöneldiğim tezgah aynı tezgahtı..
Hanımefendinin eşi ile nasip olmayan alış veriş, dönmüş dolaşmış bambaşka vesilelerle yine aynı yere yönelmişti...
Yönlendirilmişti..
Afalladım...
Yine aynı mavi...:)

"Sen neyi yönettiğini sanıyorsun a kadın" dedim kendime...
"Bak bu para buraya nasip olacaksa senin elin ayağın bu karara hizmet ediyor sadece..
Allahım hayat ne kadar ince kurulmuş bir oyun..
Yalnızca senin hükmün geçerli...Neyi niye yaptığını anlamıyoruz çoğunlukla...
Lakin hikmet de sende rahmet de..." dedim kendi kendime..

Çok ufacık, muhtemelen önemsiz detaylar bunlar diye düşünebilirsiniz...
Haklısınız..
Kuyunun ağzı ne kadar darsa ona göre değişiyor herşey..O nispette..
Ama o daracık kuyuya o küçücük detay çatlağından masmavi gök düştü...:)))

Muhabbetle..

2 yorum:

  1. daracık nice çatlaklardan düşer insanın yüreğine o mavi!!!!
    konuşur gibi yazman hoşuma gidiyor sevgili Neclâ.. dirseğimi kanapenin yastığına dayamış seni dinliyormuşum gibi geliyor bana..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevgili Hocam,
      Çok teşekkürler, sizin gibi bir dinleyenim olduktan sonra neler anlatmak istiyorum da bu kadarı elimden geliyor işte..
      Olacak inşaallah zamanla olacak umut dünyası :))

      Çok sevgiler...

      Sil