27 Ocak 2012 Cuma

Dua çiçeği...



Beyaz; masum, temiz, temizleyen..
Beyaz; nur, umut, ışık..
Beyaz; bir eyleyen, ortak paydaların en güzeli...
Beyaz ;İstanbul' u gelin eden...
Kaprisli kadından masum genç kıza çeviren...
Beyaz; teslim olan, teslim eden...
Bugün beyaz bir İstanbul' da yine herkesin kendince bir şeyler yaşadığı,hissettiği ve yüzleştiği bir gün.

Dua çiçeği ile ne alakası var değil mi?
Oması gerekir mi , kelimeler o köprüyü kurar mı bilmem..
Bu çiçeği rüyamda göreli yıllar oldu...Kızıma hamileydim...Enteresan bir rüyanın enteresan ve akılda kalan parçalarından biri...
O günden bu yana bu çiçeği almak aklımda amma ve lakin nasip olmadı..( belki de almam gereken çiçeğin maddi hali değildi)
Dün gece yine aklıma düştü...Yazısı ise bu güne kaldı...

Beyaz bana en çok tövbeyi, arınmayı, temizlenmeyi hatırlatır..

Hani hepte kötü anlarınızın arasında, kimsesizliğin içinizi üşüttüğü gecelerin birinde, ne kadar aciz , çaresiz olduğunuzu hatırlatan tüm yaşananların sonunda sessizliğe sığındığınızda...
İşte tam da öyle bir vakitte, ister gecenin üçü ister seher yelinin beşi olsun saat...
Tam da o an açılıverir ya eller semaya...
O ana kadar kaptırdığımız oyunun bir yerinde durdurulmanın, mızıkçı oyun arkadaşlarının çelmesiyle düşmenin acısı ile belki hatırlarız ya kimsesiz olmadığımızı..

O rahman olana,
O merhametlilerin en merhametlisine,
O güzele, güzelliği taşana,
O rauf olana,
O sevene hemde kimsenin sevmediği kadar, sevemiyeceği kadar bizi sevene..

Sığınırız boyun bükerek yaramazlığını, unutkanlığını da bilen o çocuklar gibi...
En saf en masum halimizdir o, belki de en insan...
O eller semaya dönerken yürekte tüm kirlerini akıtır toprağa gözyaşı ile...
Bu dünyada yaşamak kirletir çünkü en masum yürekleri bile, beyazın kaderi bu...
İnsansın, hata yapmak alnına yazılanlardan...
Acı bir tad ile akar o göz yaşı...
Ah o hatalarım, günahlarım diye..Hangi yüzle sığındım ki sana der bir fısıltı kulağa..
Yürek daha bir acı çamur akıtır sanki..
Gözyaşları asit gibi...
Düşer yanaktan toprağa...

Sonra bir başka fısıltı der ki;
Sen o günahlarına hatalarına rağmen hatırlayıp seni yaradanı ve seveni döndün ya O'na..
Tüm o gaflet anlarını acı bir gözyaşı olarak akıttın ya toprağa..
Temzilendi yüreğin, o acı gözyaşı yüreğindeki gönül cevherinin gübresi oldu...
Beslendi o acı çamur ile...
Tövben temizledi seni, büyümesi için o yüreğindeki tohumun, besleyici bir gübreye çevirdi cümle günahlarını, hatalarını...
Şerden Hak ile hayır doğdu..
Üzülme..Allah bizimle...

Bu fısıltı ile bembeyaz oluverir içimizin karanlıkları..
Şükür, aahh, tövbe, aşk, hamd...Hepsi birbirine karışır, bir olur..
BİR olana dönen yüreği alır yeniden ve yeniden yoğurur...
Lütfedilir o kerem olandan bir emir " Yeniden başla ey insan"

Taşlaşmış olan insanlığın yeniden toprak olur , verimli...
Büyüyecek yeniden o insan olmanın AŞK hali..

Hiç fark ettiniz mi?
Dua edenlerin elleri , yüzleri , yürekleri ne kadar beyaz değil mi..

Dinleyen anlatandan arif gerek...
Yüreğe damlayanlardan  bir duru su aksın diye söze boğduk manayı..
Affola..

Muhabbetle...










Hiç yorum yok:

Yorum Gönder