25 Mayıs 2012 Cuma

Bir delinin ettiği...



Ilık bir güz ikindisiydi...
Bakışları, fincandaki kahveden çıkıp aynı hızla hemen yanı başımızda uzanan denizin mavisine dalıverdi..Bir karabatak hızıyla...
Daldığı anıların arasından tebessüme bulanmış birtanesini çıkarıverdi masanın üzerine...
" Bunu sana anlatmamıştım sanırım." derken sesi çok özel bir şeyi sandıktan çıkaran kadındı.Heyecanlı, hüzünlü,dumansı...

" Bir meczub vardı..Sabahları çalıştığım yerin kapısını açarken daha, bir demet çiçekle belirirdi yanımda. Mevsimine göre değişirdi çiçekler lakin aralarda bir- iki tane o güllerden illaki olurdu. Hepsi nasıl taze, mis gibi kokardı..Her mevsim nerden nasıl bulur merak ederdim..."

Sigara paketine uzandı..Elinde evirdi çevirdi...

"Bildiğin meczubdu işte, üstü başı perişan,kirli...Saçları sokağın tozu, yüzü türlü leke..Kokmazdı ama nedense..Yaşlıydı yada yaşlı görünen bir yaşsızdı..Hep aynıydı..
Günlerce böyle geldi gitti..Önceleri korkardım, çekinirdim..Sonra sonra, benden evvel gelmediği günlerde merak eder yolu gözler oldum..Alışıyor insan işte"

Gülümserken yaktı sigarasını. Duman çok uzaklara esip gitmişti bile, dudaklarının kıvrımında oyalanmadan.

"O bir demet çiçeğin içinden bir tane gülü alır ona; Teşekkür ederim, çok iyisin.Bu da senin olsun, diyerek verirdim. Başını eğer, yıllardır üzerinde olduğunu sandığım rengi dönmüş ceketinin iç cebine koyardı. Tek kelime etmezdi..Sonra giderdi.."
...........


Devam edecek...



17 Mayıs 2012 Perşembe

Bir baloncu hikayesinden alıntı...


.....
- Asıl iyi olan sensin. Öyle iyisin ki başkalarının yüreğini, iyilik duygularını da harekete geçiriyorsun.
.....



15 Mayıs 2012 Salı

Gülümse...



Bugün televizyondan kulağıma çalındı;

AŞK,  " her şeyi senin için yarattım" buyuran Yaradana, " her şeyi senin için terk ettim" diyebilmektir.

Gül zamanı,  gül bahçesi nasip oldu...

Gülümseten Rabbime hamdu senalar olsun...

Muhabbetle..

9 Mayıs 2012 Çarşamba

..............



 
(*)
Mevlânâ ”gün ortasında hava karardı, güneşe bir şey mi oldu ?” dedi.
Sonra anladı ; güneşte bir şey yok, kendi içi kararmış.
                    
Az daha güneşi suçlayacaktı…
Kendini zor tuttu…
                    
Sonra Tanrısına şükretti.
Kendi suçunu başkalarına yamayan insanlardan olmadığı için…
                    
O anda Güneşin ışıkları içine vurdu.
Karanlıklar dağıldı.
Sabah olmuş gibi.
İçi serinledi Mevlânâ’nın
Duru pınarlarda yıkanmış gibi.


(*)http://nezihuzel.com/index.php/page/4/

29 Nisan 2012 Pazar

Sufi-Saja yani Dilek Abla...


Seni sevdiklerin burdan uğurluyor, ayrılık acısının gözyaşlarıyla..
Orada sevdiklerin karşılasın sevinçle, rahmetle...

AŞK ile selam olsun..